Ben Barzman
Ben Barzman (12 Ekim 1910 – 15 Aralık 1989), Toronto doğumlu Kanadalı bir gazeteci, senarist ve romancı olarak sinema dünyasında iz bıraktı. McCarthy Dönemi’nin getirdiği şüphe ikliminde, Hollywood’un kara liste uygulamalarıyla anılan isimler arasında yer aldı; özellikle de birkaç klasik film için yazdığı senaryolarla öne çıktı. Back to Bataan (1945), El Cid (1961) ve The Blue Max (1966) onun adını geniş kitlelere taşıyan yapımlar oldu. Gazeteci ve yazar kimliğini sinemayla birleştirirken temelde Yahudi bir aileden gelen köklerinin etkisiyle disiplinli bir üretim sürdürdü. Toronto, Ontario’da dünyaya gelen Barzman, sinema sektöründe 20’nin üzerinde film için senarist ya da ortak senarist olarak çalıştı. Kariyer çizgisi, 1943 tarihli You're a Lucky Fellow, Mr. Smith yapımından başlayıp 1975’teki The Head of Normande St. Onge’a kadar uzanırken, her dönemde farklı anlatı türlerine uyum sağlayabilen bir yazar profili sergiledi. Barzman’ın hikâyesi yalnızca üretkenliğinden değil, döneminin politik baskılarından da şekillendi. Hollywood camiasındaki birçok meslektaşı gibi o da, Amerikan Meclisi’ne bağlı House Un-American Activities Committee tarafından kara listeye alındı. Bu karar, yalnızca iş bulma süreçlerini değil, yazdıklarıyla gerçekte aynı perdede görünmesini de etkiledi; bazı senaryolarında emeği geçse bile belirli filmlerde isminin kredi olarak yer almadığı bir düzenin içine çekildi. Eşinin siyasi duruşu da Barzman ailesinin kaderinde belirleyici oldu. Norma Barzman, 1943 ile 1949 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Communist Party USA’nın bir üyesiydi. Norma Barzman, Los Angeles Times’a 2014 yılında yaptığı açıklamada, o yıllarda Amerikan Komünist Partisi’nde bulunmanın “gurur duyulacak” bir durum olduğunu; ayrıca Hitler’in Sovyetler Birliği’ni işgal ettiği bir dönemde anti-Rus bir tavrın gerekçesi kalmadığını, çünkü ülkelerin o zaman müttefik olduğunu dile getirdi. Böylece çiftin yaşadığı politik gerilim, yalnızca arka planda kalmayıp zaman içinde kamusal anlatıya da taşınmış oldu. Barzman, kimi çalışmalarını sürdürebilmek için ailece yön değiştirdi. Give Us This Day (diğer adıyla Christ in Concrete, 1949) filminde çalışabilmesi amacıyla İngiltere’ye taşındılar. Barzman yönetmenliğini üstlendiği Give Us This Day’in ardından ABD’ye geri döndüğünde ise süreç daha da sertleşti: Hollywood Ten üyesi Edward Dmytryk, 1951 yılında House Un-American Activities Committee nezdinde Barzman çiftine dair tanıklık etti. Norma Barzman’ın 2014’te yine Los Angeles Times’a yansıyan sözleri, bu tanıklığın “hapisten kurtulmak için” kendilerini ve başka isimleri de anma amacına dayandığını düşündürdü. 1950’li yıllarda aile bir kez daha yer değiştirerek Paris’e geçti; Barzman’ın çevresi burada dönemin kültür insanlarıyla genişledi. Aralarında Pablo Picasso, Yves Montand ve Simone Signoret gibi isimlerin de bulunduğu dostluklar kuruldu; daha sonra güney Fransa’ya uzanan bir yaşam periyodu başladı. Barzman, kara liste etkilerinin sürdüğü koşullarda her projeden beklediği karşılığı tam olarak alamadığını, bazı işlerde yaratıcı emeğine rağmen resmî kredinin gelmediğini de bu dönemin gerçekleri arasında yaşadı. Dışarıda geçen yıllar aynı zamanda hukuki ve bürokratik sonuçları da beraberinde getirdi. Barzman’ın ABD vatandaşlığı 1954’ten 1963’e kadar geri alınmışken, Norma Barzman’ın pasaportu 1951’den itibaren yedi yıl boyunca iptal edilmişti. Aile, bu ağır koşullar devam ederken Londra, Paris ve Mougins’te yurt dışında yaşamayı sürdürdü; 1976’ya kadar uzanan süreçte Barzman, romanlarını ve senaryolarını yazmaya devam etti. Bu eserlerini özellikle Fransız ve İtalyan yapımlarına yönelik biçimde üretmesi, onun sinemadan tamamen kopmayan yönünü ve yeni bağlamlarda kendini yeniden konumlandırma becerisini gösterdi. Ben Barzman, 15 Aralık 1989’da ABD’nin Santa Monica, Kaliforniya kentinde yaşamını yitirdi. Ardında, eşi Norma Barzman ve yedi çocuğu kaldı; bu çocuklar arasında yönetmen Paolo Barzman, senarist Aaron Barzman, görsel sanatçı Luli Barzman ve Fransız üniversite profesörü John Barzman da bulunuyordu. Ayrıca beş torunu da aile içinde onun mirasını sürdürdü.
Photos 1
Movies
Comments 0
Share your thoughts about this title
Sign InNo comments yet. Be the first to comment!